Ana içeriğe atla

12 Eylül niye kötüydü peki?

Önce en basit kuralları sıralayalım.

Dürüstlük iyidir.

Açıklık iyidir.

Netlik iyidir.

İkiyüzlülüğe tenezzül etmemek iyidir.

Kaypaklığa, kayganlığa kaçmamak iyidir.

Bunlarda anlaşıyor muyuz?

Anlaşıyorsak devam edelim.

Askerî darbelerin her türü alçaklıktır.

Kendi halkına silah doğrultmak ihanettir.

Bunda anlaşıyor muyuz?

İşte burada bir sessizlik oluyor.

Kendine “sol” diyen, kendine “aydın” diyen, kendine “yazar” diyen insanların bir kısmında bir kayganlık ve kaypaklık beliriyor bu noktada.

Sizi bilmem ama bende bir tür iğrenti duygusu yaratan bir kaypaklık bu.

“Ergenekon” meselesi ortaya çıktığından beri ortalık iyice bir kaypaklaştı.

Çünkü Ergenekon dediğiniz şeyin ana damarı darbecilik.

Ergenekon’u savunmak için kıvranıp duran bu “solculara, yazarlara, aydınlara” açıkça, net bir şekilde sormalıyız.

Darbe konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bir askerî darbeden yana mısınız?

Değil misiniz?

12 Eylül’ü “lanetleyen”, 12 Eylül’de acı çekmiş çok insanda darbe heveskârlığı görmek insanı şaşırtıyor.

Bunlar ya mazoşistler...

Ya da “12 Eylül’de solcuları astılar, o kötüydü, bu sefer dindarları, Kürtleri, demokratları asacaklar, o iyi” diyen ikiyüzlü, aşağılık, vicdansız bir inanışları var.

Sanırım “darbe” konusunda bir türlü açık konuşamamalarının arkasında, “bunun nasıl aşağılık bir iş olduğunu fark eden” bir düşünceyi hâlâ içlerinden silememiş olmaları yatıyor.

Yakında o “düşünce kırıntısından” da kurtulup maskelerini iyice atarak yüzlerini bize gösterirler.

O güne kadar onlara sormalıyız.

Darbeden yana mısın, değil misin?

Darbeden yanaysan, yap darbeyi.

Cezası neyse çekmeye de razı ol.

Bu sefer darbeyi de, darbecileri de affetmeyecekler çünkü.

Yok, “darbeye karşıyım” diyorsan, o zaman Ergenekon’u niye savunduğunu, dilini kulağından çıkarıp açıkça anlat.

Ergenekon’la darbe arasında bir bağ olmadığına mı inanıyorsun?

Ergenekon sanıklarının, bir darbe hazırlığında olmadıklarına mı inanıyorsun?

Eğer öyle inanıyorsan, bulunan cephanelikleri, Danıştay baskınını, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombayla Ergenekon cephaneliğindeki bombaların aynı seri numarasına sahip olmasını, darbeci paşaların hazırladıkları “lahikaları”, fişlemeleri, kayıtlara geçen konuşmaları, yazışmaları, toplantıları, Özden’in ve Balbay’ın günlüklerini, İlhan Selçuk’un “paşaya” söylediklerini, Manisalı’nın General Ersöz’e tavsiyelerini, rektörlerin “hemen harekete geçelim” önerilerini nasıl açıklıyorsun?

Ne bunlar sence?

Oyun mu?

Eğlence mi?

Ergenekon sanıkları arasında bulunan JİTEM’cilerin Güneydoğu’da öldürdükleri insanlar “hayal” mi?

O kuyulardan çıkan kemikler ne?

“Darbeye karşıyım” diyorsan ve Ergenekon’u savunuyorsan bunlara ne diyorsun?

Kıbrıs’ta yapılanlar hakkında, “oğula babasını öldürtecek” beyin yıkamaları hakkında, dağıtılan milyonlarca dolar hakkında ne düşünüyorsun?

Bir sendika başkanının milyonlarca doları darbecilere vermesi sana normal mi geliyor?

Profesörlerle darbecilerin işbirliğini olağan mı karşılıyorsun?

Niye Ergenekon’u savunuyorsun?

Niye gerçekleri gizlemeye çalışıyorsun?

Söyle bize, bunları niye yapıyorsun?

Darbecilerin gelip dindarları, Kürtleri, demokratları asması çok mu mutlu edecek seni?

Çok mu sevineceksin?

O insanların öldürülmesi için çalışanları desteklemek sana “solculuk” gibi mi gözüküyor?

Böyle bir şeyi desteklemek insanca mı geliyor sana?

Yeryüzünde darbecileri destekleyen kaç aydın gördün?

Faşistlerle kolkola giren kaç sanatçı tanıyorsun yeryüzünde?

Biliyorum var birkaç tane ama onlar da “lanetliler” arasında çoktan yerlerini aldılar.

Onların arasına mı katılmak istiyorsun?

Kendine sanatçı diyen, aydın diyen, yazar diyen, gazeteci diyen daha da önemlisi kendine “insan” diyen biri için “darbeyi desteklemekten” daha büyük bir günah, daha büyük alçaklık, daha büyük bir suç yoktur.

“Ben AKP’ye kızıyorum onun için darbeyi destekliyorum” demek insanı alçaklıktan kurtarmaz.

AKP’ye karşıysan ona oy verme, ona karşı bir partiye gir çalış ama “halk benim seçtiğim partiyi seçmez onun için darbe olsun” dersen küçük bir Kenan Evren olursun.

Oluyorsun da.

Üstelik o, darbeyi yapmıştı, sen sadece “işbirlikçisin”, darbecilerin peşinde “paşam, paşam” diye dolaşan bir arsızlıkla kirlenmişsin.

“Dindarları, Kürtleri, demokratları assınlar”, bunu mu istiyorsun?

Sen buna “solculuk” mu diyorsun, sen buna “sanatçılık” mı diyorsun, sen buna “ilericilik“mi diyorsun?

Bunlar ilericilikse, “rezillik” nedir be oğlum, kaypaklık nedir, alçaklık nedir?

Ahmet ALTAN
http://taraf.com.tr/makale/5060.htm

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Güneşin Oğlu" Filminden

"Yok yok, bu sefer kendimi hayata yada zamana bırakacak değilim. Bu sefer kararları ben vereceğim." İşte, bir insanın düşebileceği en ulvi hata: kibir. Herşeyin en iyisini kendinin bildiğini düşünürsün. Her zaman kazanacağından eminsindir. Başka insanların hayatlarının senin için hiçbir önemi yoktur. Onlar, sen varsın diye vardırlar, sen daha iyi yaşa diye. Hatta bazen seni o kadar rahatsız ederler ki bunların sayısı ne kadar az olursa okadar iyi dersin kendi kendine, bu yüzden de hastalıklı bir meydan okuma içinde ordan oraya saldırır durursun ve bu uğurda yalan üstüne yalan söylersin. Ve bu yalan bazen o kadar büyür ki kendine bile inanırsın. Ve zamanla kendini kandırman imkansız hale gelir. İşte o zaman bi tane daha kendine ihtiyaç duyarsın, senin gibi olmayan ikinci birine mesela bir kadına. İnsanlar yaşlandıkça bazı şeyleri daha iyi anlar derler. Hayatım boyunca bir mucize bekledim, gerçek üstü bir olay. Fakat mucizenin içine o kadar çok baktım ki şimdi beni ancak ge...

Bir Müslüman agnostik olabilir ama Hıristiyan olması hoş değil

Fethullah Gülen söyleşisi yayınlanırken çıkan ateist-terörist tartışması bende ate, agnostik, deist insanların iç dünyalarına dair bir merak uyandırdı. Bu konu teologlarla da filozoflarla da konuşulabilirdi. Ama teorinin soğuk yüzüne bakmak değil, duygular dünyasında gezinmek istedim. Aradım, taradım, Prof. Dr. Mete Tunçay'da karar kıldım. Ayrıca Süleyman Hayri Bolay'la da benzer konuları konuştum. Mete Tunçay'ı, tarih bilimine armağan ettiği kapsamlı eserlerden de tanıyorsunuz, Abant Toplantıları'ndaki, toplumun değişik katmanlarının demokrasi ortak paydasında buluşması için izlediği yapıcı tavırlardan da. O bir agnostik, yani Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceğini, ama kendisinin kültürel olarak Müslüman olduğunu düşünüyor. İnancı benimkinden farklı insanlarla iletişim kurmanın yararını öğrenip, zevkini yaşamayı borçlu olduğum mesleğime şükran duyuyorum. Bolay'la yaptığım konuşmayı da daha sonra sizlerle paylaşacağım. Agnostik olmaya nasıl karar verdiniz? 11...